Yazı Detayı
19 Kasım 2019 - Salı 10:29
 
MİGREN:BAŞ AĞRISINDAN FAZLASI
Doç. Dr. Recep ALP
 
 

İnsanlık tarihi kadar eski olan başağrısı, tüm insanların 90’nında hayatları boyunca en az 1 kez yaşadıkları sık görülen bir bulgudur. Primer ve sekonder olmak ayrılan başağrısıtablosunun en sık görülen nedenlerinden biri Migren’dir. Migren, genetik hassasiyet taşıyan kişilerde vücudun içsel ve/veya dış etkenler ile ortaya çıkan baş ağrısının ataklar halinde ortaya çıktığı bir beyin hastalığıdır. Migren beyni etkileyen bir bozukluklar kümesidir. Hormonların aktif olduğu genç yaşlardaki kadınlarda görülme sıklığı erkeklerin üç katına ulaşmaktadır.

Ataklar halinde gelişen migrenin ana belirtisi baş ağrısıdır.Tüm baş ağrılarının 30-35’i migren baş ağrılarıdır.Migren ataklarında genellikle zonklayıcı tarzdadır, aktivitelerle şiddetlenebilir. Baş ağrısı ile birlikte bulantı kusma, ışık, ses, kokudan rahatsız olma gibi belirtiler de görülebilmektedir. Birçok hastada başın bir yarımı ağrır ve taraf değiştirebilir; genel de bir yarıma diğer yarımdan daha fazla eğilimi vardır. Sıklıkla şakaklarda ve bazen göz veya gözün arkasında yerleşir.  Alın, başın arka tarafı ve kulağın hemen arkası migren baş ağrısının en çok görüldüğü yerlerdir.

Migren Sadece Bir Baş Ağrısı Mıdır?

Migren sadece bir baş ağrısından ibaret olmayıp öncü belirtiler, aura ve baş ağrısı döneminden sonra ortaya çıkan belirtiler toplamından oluşur.

Baş ağrısından 1 ile 3 gün öncesinde aşırı yorgunluk hissi, sebepsiz keyiflilik hali, depresyon, konsantrasyon güçlüğü, sinirlilik, aşırı hareketlilik, uyku hâli, fazla yeme ve esneme gibi durumlar görülebilir. Aura adı verilen görsel (yanıp sönen parlak ışıklar, kırık çizgiler, zig-zag çizgiler, nesnelerin büyük veya küçük görülmesi vs), duyusal (vücudun bir bölümünde hissetmeme, yanma, batma,uyuşma vs),konuşma bozuklukları, dil dolanması, güçsüzlük veya felçlere kadar uzanan durumlar görülebilir.

Ardından baş ağrısı, bulantı, kusma, ışık ve sesten fazlaca rahatsız olma gibi beynin değişik bölgelerinin etkilendiğini ispat eden ve buna bağlı olarak zengin belirtilerden oluşan bir beyin sendromu olup,bunların göz önünde bulundurularak takip ve tedavi edilmesi gereken önemli bir hastalıktır.

Migreni tetikleyen belli başlı faktörler bulunmaktadır. Ancak bu faktörler tüm migrenliler için geçerli olmayabilmektedir. Stres, aşırı heyecan, uyku düzeninde değişiklikler, yorucu aktiviteler, açlık, sigara dumanı, ağır ve keskin kokular, çikolata, küflü peynir kabuklu kuru yemişler gibi bazı gıdalar, alkollü içecekler, adet dönemi ya da ani hava değişimleri migren ataklarını tetikleyebilmektedir.

Migren neden kaynaklanır? Bununla ilgili birçok teori ileri sürülmüştür. En önemli teori Trigeminovasküler teoridir. Trigeminal sinir ve damarsal inflamasyonun(yangı)sebep olduğu sinir uayrımları nedeniyle ortaya çıktığı iddia edilmektedir. Ayrıca beyin belli bölgelerinden elektriksel deşarjların baş ağrısına yol açtığı söylenmektedir. Bir diğer önemli bir mekanizma da oksitadif stres ve kronik inflamasyonunu migren patogenezinde rol oynadığıMigren atakları auralı ve aurasız olarak ikiye ayırmak mümkündür. Ağrıdan hemen önce görülen bazı nörolojik belirtilere “Aura” denmektedir. Titreyen parıldayan ışıklar, baş dönmesi, aşırı koku alma, kol ve bacaklarda uyuşukluk gibi belirtiler ağrının başlamasından önce veya ağrının ilk gelişme döneminde olur. Hasta bu belirtileri hissedince migren krizi geleceğini anlar. Aurasız migrende ise bu belirtiler gözükmemektedir.

Migren hastalarının şikayetleri doktor tarafından değerlendirildikten sonra klinik olarak tanı konulmaktadır.

Migren tedavisinde birinci koşul, tetikleyici faktörleri tanımak ve bunlardan önlenebilir olanlardan kaçınmaktır. Sadece bu bile atak sayısında önemli azalma sağlayacaktır. Uygun tedavi ile hastalar migren ataklarından kurtulabilirler. Migren tanısı konduktan sonra ağrılar seyrek ise; ağrı ataklarını geçirmeye yönelik kriz tedavisi planlanır. Haftada 1-2 kez veya daha fazla atak olduğunda koruyucu tedavi yapılmalıdır. Ayrıca yaşam kalitesinin olumsuz etkilemesi, verimi düşürmesi nedeniyle mutlaka tedavi çareleri aranmalıdır. Bazen sadece tetikleyen faktörlerin (açlık, uykusuzluk, hormon kullanımı gibi) ortadan kaldırılmasıyla ağrı atakları kaybolabilir veya sıklığı, şiddeti azaltılabilir. İlaç tedavisi dışında Nöroal terapi, Akupunktur, Aromaterapi gibi destek ve tamamlayıcı tedaviler ile hastalar tedavi edilebilirler. Hastalar kronik enflamasyon ve oksitadif stres yönünden incelenmeli ve gerekirse tedavileri yapılmalıdır. Beslenme alışkanlıklarının düzeltilmesi, egzersiz, stres yönetimi tedavi süreçlerine katkı sunacaktır.

 

 

 
Etiketler: MİGREN:BAŞ, AĞRISINDAN, FAZLASI,
Yorumlar
Haber Yazılımı