Haber Detayı
22 Eylül 2019 - Pazar 13:48
 
Onur Tuna: Aşka hazır değilim
'Mucize Doktor' dizisinin başrollerinden Onur Tuna oyunculuğuyla büyülediği gibi karakteriyle de büyük beğeni topluyor.
RÖPORTAJ Haberi
Onur Tuna: Aşka hazır değilim

 

Onur Tuna, Posta gazetesinden Alev Gürsoy'un sorularını yanıtladı:

‘Mucize Doktor’ epey iyi bir başlangıç yaptı… Tebrikler.

Teşekkürler. Aslında bir süre dinlenmeyi düşünüyordum çünkü ‘Yasak Elma’ yeni bitmişti ve hemen ardından bir film çekmiştik. Ama bu senaryo önüme gelince çok etkilendim ve “İşte budur” dedim. İyi bir iş olacağına emindim ve öyle de oldu. 

 

Hikaye sürükleyici ve otizm konusunda farkındalığı artırmak için de önemli.

Evet, otizmli bir doktorun (Taner Ölmez/doktor Ali) hikâyesi bu. Burada aslında onun yaşama dair neler yapabileceğini, ne sıkıntılar çektiğini anlatıyoruz. Ve tüm bunları gerçek dille anlatmaya çalışıyoruz. Genel hatlarıyla aslında çoğu şeyi cismen biliyoruz ama içini, özünü tanımıyoruz. Bu açıdan önemli bir iş. 

DİZİYİ İZLERKEN BAZEN KENDİMDEN TİKSİNİYORUM

Siz bu diziden ne öğrendiniz?

Öncelikle doktorluk zor iş. Sürekli sadık kalman gereken bir mesleğin var. İnsanları iyileştirmen ve hayata tutundurman gerekiyor. Bazen başarı ve başarısızlıklar oluyor. Diziye hazırlanırken birçok Latince kelime ezberlemek zorunda kaldım, birçok cerrah ile oturup kalktım. Herkesten öğrenip o şekilde sete çıktım. Şimdi rol gereği ‘gıcık’ bir adam var karşınızda. Ama hırsızın bile neden hırsızlık yaptığını bilemezsiniz. 

Yani Ferman doktorun bir sırrı var...

Zaman içerisinde ortaya çıkacak bazı şeyler. Bu dizinin zaten orijinali var. 

Diziye çalıntı diyenler de var. Bu çok büyük bir haksızlık; bu dizi zaten var ve biz uyarlama yapıyoruz.

Bunu inkar etmiyoruz ki… Zaten jenerikte de ismi yazıyor. Bilgi sahibi olmadan insanların ön yargılı bir şekilde davranma alışkanlığı… 

Kibirli, egosu yüksek bir doktor Ferman. Zor geliyor mu öyle bir karakteri oynamak?

Ferman 30'larında, hastanenin yıldızı bir cerrah. Kuralcı bir adam. Başarısızlığa tahammülü yok. Ukala ve uzak görünüyor ama aslında bir sırrı var. Bu sır yüzünden aslında kalbinin ne kadar yumuşak olduğunu görmüyor kimse. Oynarken, özellikle asistanım doktor Ali’ye kötü davrandığım sahnelerde etkileniyorum. En çok Ali’ye ameliyathanedeyken “Oraya geç ve sadece izle, hiçbir şeye dokunma” dediğim sahnede kendimden nefret ettim. Hatta izlerken kendimden tiksindim. Kendimden derken karakterim Ferman’dan bahsediyorum tabii...

“TARIK AKAN’IN YENİ SÜRÜMÜ” OLARAK ANILMAK İSTERİM

Sizin için “Geleceğin Tarık Akan’ı/Kadir İnanır’ı” gibi yorumlar yapılıyor…

İkisi de ülke için çok önemli insanlar. Yaptığımız işe gönül vermiş insanlar. İki isim de çok başarılı bulup, örnek aldığım isimler. Yeni sürümleri olmak isterim. 

Yeni sürüm de ne demek?

Şimdi benim babam dedemden daha çok biliyor, ben babamdan daha çok biliyorum. Yeni nesil olarak düşünürsek ben onlara benzetilmekten gurur duyarım ama dediğim gibi ‘yeni sürüm’ olarak anılmak isterim. Onları izleyerek, onları bilerek ve örnek alarak büyüdüğümüz için üzerine artı bir kattığımızı düşünüyorum. 

Oyunculuk eğitiminiz var değil mi? 

Uzun süre eğitim aldım, evet. Müjdat Gezen Tiyatrosu’nda ve 9 Eylül’de İktisat öğrencisiydim. Ayla Algan’ın yanında bir yıl geçirdim. İnsan mutlaka bir şeyler öğreniyor ama ben hep şuna inanırım... Bir insan öğrenmek istiyorsa her yerde öğrenir. Bir de 10 yıldır teknik anlamda bu işin içindeyim. 

Çok başrolde oynamanıza rağmen magazinde fazla görünmediniz…

Magazinel biri değilim, hiç olmadım, olmam da, sevmiyorum. Yapım bu. Ben olduğum gibi bir hayat yaşıyorum ve magazin de buna ters. Magazinel olanlara da saygı duyuyorum ama ben düz bir adamım. İçimde magazin barındırmadığım için magazin de zaten beni tercih etmiyor. 

MÜZİĞİMİ HEP GERİ PLANDA BIRAKMAK ZORUNDA KALDIM

Nasıl bir hayatınız var?

Çok sade, huzurlu ve mutlu. Ormanlık bir yerde yaşıyorum. Şehir içine ayda bir iniyorum. Üç kedim ve köpeğim var. Set saatleri zaten uzun… Onun dışında müzikle uğraşıyorum, stüdyom var. Hatta bir ay sonra yeni bir şarkım çıkacak; şarkıyı da ben yazıp besteledim. 

Profesyonel anlamla müzikle de ilgileniyorsunuz zaten…

Evet, 14 yaşımdan beri hem de. 

O zaman klasik ‘Oyunculuk mu müzisyenlik mi ağır basıyor?’ sorusunu sorayım.

İşte sırf bu yüzden müziği geride bırakıyorum biliyor musun? İkisini aynı yere koyamıyorum. Çünkü bizde ikisini aynı yere koyduğun anda insanlar hemen “Oyunculuk mu müzisyenlik mi?” diyor. Bir insan hem oyuncu hem müzisyen olamıyor mu yani? Ben gitar çalıyorum, piyano çalıyorum. Zaten müzik bu işin doğasında var. Sanat ritim demektir. Ama maalesef algının şaşırtılacağını düşündüğüm için müziğimi hep geri planda bırakmak zorunda kalıyorum. 

Aslında bu ikinci albümünüz…

Evet, birinci albümümden çok kişinin haberi yok. Klip çekmedim, sponsorum yok. Her şeyi kendi imkânlarımla yaptım; “Ya bence sen müziği bırak oyunculuğa devam et” yorumunu duymamak için. Bir emek vermiş üretmişsin ama çıkıp diyor ki, “Bence müziği bırak.” Niye ya? Müzik bırakılır mı Allah aşkına? Müziği bırakabilecek bir canlı var mı? Bir kuş müziği bırakabilir mi? 

BENDE TOPRAK SEVGİSİ VAR

Sizi en çok ne mutsuz ediyor?

İnsanların birbirine zarar vermesi beni çok üzüyor. Sabah uyandığımda tecavüz edilmiş bir köpek görmek istemiyorum. Dövülmüş, öldürülmüş bir kadın görmek istemiyorum. “Anne ölme” diye feryat eden bir çocuk görmek istemiyorum. Evlat acısı çeken bir anne görmek istemiyorum. İstismar edilmiş bir çocuk görmek istemiyorum. Bu uzar gider. 

Nasıl bir dünyada yaşamanın hayalini kuruyorsunuz?

İnsanlar ne düşünürlerse düşünsünler, ne giyerlerse giysinler, ne içerlerse içsinler, ne renkte olurlarsa olsunlar birbiri yerine aynı yöne baksınlar istiyorum. Böyle bir ülkede, böyle bir dünyada yaşayalım istiyorum. Çünkü birbirimize bakıp önyargıyla eleştirdiğimiz sürece, birbirimize çarpmaktan başka yol kalmıyor. 

Sizi bu ülkeye en mutlu eden şey ne?

Birçok ülke gezdim. Oralarda yaşayabilir miyim diye de düşündüm. Uzun dönem yaşadım da… Ama hani diyorlar ya “Vatan sevgisi, toprak sevgisi…” İşte bende de bu vatan sevgisi çok fazla var.

KİMSENİN KİMSEYE VURMAYA HAKKI YOK

Hayvanları çok seviyorsunuz galiba?

Hem de çok! Bizden daha iyi bakıyorlar dünyaya. Eve gidip eşini döven bir horoz görmedim ben. Siz gördünüz mü? Kimsenin kimseye vurmaya hakkı yok. Ben şiddet görüntülerini izleyemiyorum. Haberlerde gördüğüm anda kapatıyorum. Bakın kadına şiddet diye bir şey var. Konuşmaktan bile utanıyorum bu yüzyılda böyle bir sorunu. Çok iğrenç! 

Siz nasıl bir ailede büyüdünüz?

Ben çok mutlu bir ailede büyümüş bir çocuğum. Bizim evde hiç kimsenin sesi yükselmezdi. Babamın anneme bir kez olsun sert bir tonda seslendiğini duymadım. Lisede tanışmışlar ve tam 40 yıldır evliler. Ne görürseniz onu yaparsınız.

BİRAZ UZUNUM BOYUM 1.97

Aşk var mı?

Yok. Aşka şu anda çok hazır değilim. Bana çarpan geri teper. Onun ne zaman geleceğini ya da gelip gelmeyeceğini bilemeyiz ki... Şu an yalnızım. 

‘Yasak Elma’daki partnerin Sevda Erginci ile çok yakıştırıldınız ama boy farkınız da epey konuşuldu.

Sevda benim canımdır. Sürekli görüşüyoruz. 46 bölüm boyunca birbirimizi hep destekledik. Hep arkamda durdu. Böyle bir destek bulmak zor. Ona çok güveniyorum. Boy meselesine gelecek olursak; onun gönlü o kadar büyük ki inanın bazen bana tepeden bakıyor. 

Sizin boyunuz da maşallah çok uzun…

1.97 evet biraz uzunum (Gülüyor).

 

 

 
Kaynak: Editör:
Etiketler: Onur, Tuna:, Aşka, hazır, değilim,
Yorumlar
Haber Yazılımı