Haber Detayı
13 Ekim 2019 - Pazar 13:10
 
İnsanı büyüten bir şey platonik aşk..
'Mucize Doktor' başladığı ilk günden beri ilgiyle izleniyor. Otizmli bir doktorun hayat mücadelesini anlatan dizinin kadın başrollerinden Sinem Ünsal, Posta gazetesinin sorularını yanıtladı.
ROPÖRTAJ Haberi
İnsanı büyüten bir şey platonik aşk..

'Mucize Doktor'un başrollerinden birisiniz. Sizi merak ediyoruz…

İş dışında hayatım biraz içe dönük. Bu yüzden ortalarda çok görünmüyorum. Evde olmayı, okumayı, tiyatro oyunları izlemeyi çok seviyorum. Dışarı çıktığımda gittiğim mekanlar bellidir, garantici sosyallerdenim. Kalabalık, kaos, yüksek ses hep ürkütür beni.

Fotoğraf açıklaması yok.

 

 

 

Bir de tiyatro oyununuz var…

Evet, Cihangir Atölye Sahnesi’nde bu sene ikinci sezona başlayacağımız ‘Bir Alaturka Hikayet Raif ile Letafet’ adlı oyunda Letafet karakterini canlandırıyorum. Tiyatro sahnesinde olmak beni besliyor. Hayatımı bu aralar sadece Nazlı, Letafet, vakit bulursam Sinem olarak geçiriyorum.

Canlandırdığınız Nazlı karakterini nasıl anlatırsınız?

Nazlı, mesleğini seven, azimli, çalışkan bir cerrahi asistanı. Çocukluğundaki travmalar yüzünden insanlara güvenini yitirmiş, kendini çok rahat açamayan, temkinli davranan bir genç kadın. Naif, sevecen, ön yargısız ve çocuksu biri.

Gerçek hayatta da bir insana dizideki kadar şefkatli davranabilir misiniz?

Karşımdaki art niyetli değilse şefkatli davranabilirim. Riyakarlık sezersem biraz acımasız olabiliyorum.

KENDİMİ ELEŞTİRMEK İÇİN FIRSAT KOLLUYORUM

Artık herkes tarafından tanınıyorsunuz. Kariyerinizin bu noktaya geleceğini hayal eder miydiniz?

Elbette hayal ederdim. Başımıza gelen her türlü şeyi kendimizin yaptığına inanıyorum. Hayal etmeseydim mevcut durumda zaten olamazdım.

İzmir Foça’da doğup büyümüşsünüz. orada nasıl bir hayatınız vardı?

Foça’da liseye kadar kaldım sonra da üniversite için Eskişehir’e taşındım. Foça küçük, sıcak bir Ege kasabası, hayat orada çok kolay ve huzurluydu. Çocukluğumu tam anlamıyla yaşadım diyebilirim. Komşularımız, sokakta oynadığım arkadaşlarım, erken gelen, geç giden uzun yazlar... Hayatımın en güzel yıllarıydı. Eskişehir de benzer dokulara sahip bir şehirdi. Sonrasında İstanbul’a gelmek bende kamyon çarpma hissi yaratmıştı. Küçük şehirde yaşamaya alışan insanlar için İstanbul macerası biraz acımasız ve ürkütücü gelebiliyor.

Küçükken ne olmak istiyordunuz?

Kendimi bildim bileli tek hayalim oyuncu olmaktı. Ve bir gün olacağımı biliyordum.

Sizi hep iyi rollerde izledik. Bir gün ‘kötü kadın’ rolü teklif edilse, kabul eder misiniz?

Koşa koşa!

Asla oynamayacağınız bir rol var mı?

İyi kaleme alınmış her role varım.

Kendinizi izlerken ne hissediyorsunuz?

Büyük stres altında izliyorum kendimi. Hata bulmak, olumsuz eleştirmek için fırsat kolluyorum. Kendime karşı çok acımasızım.

Bir röportajınızda “Hırsım hiç bitmiyor” demişsiniz. Nasıl bir hırs sizinki?

Mesleki bir hırs... Oyunculuğun en büyük motivasyonlarından biridir bence hırs. Daha doğru tabirle azim aslında. Hayatta hiçbir zaman başka hırsları kovalayan bir insan olmadım. Ama mesleki olarak oynamaya doyamayacağım bütün karakterler için hırsım asla bitmeyecek.

PLATONİK AŞK İNSANI BÜYÜTÜR, UZAKTAN SEVMEK EN GÜZELİDİR

Dizide erkeklere güvenmekte zorlanan bir karakteri canlandırıyorsunuz. Gerçek hayatta da zor mu güvenirsiniz?

Ben bireysel yaşamı benimsemiş durumdayım sanırım. Hem kendim için hem de ilişki içinde olduğum insanlar için. Yani sadece erkeklere değil, kimseye mutlak güven içinde yaklaşamıyorum. Daha doğrusu bunu tercih ediyorum. Güven, hem karşımızdakine fazla sorumluluk yüklemek hem de kendimizi beklentiye sokmak oluyor. Her türlü ilişkimde bireysel alanlarımızın korunmasına ve gereğinden fazla beklenti oluşturmamaya dikkat ederim.

Platonik aşka inanıyor musunuz?

Dokunmadan sevebilir misiniz birini? Platonik aşka inanmamak mümkün mü? Aksi insan doğasına, bilime aykırı. Psikanaliz, daha bebeklik dönemimizde başlayan platonik aşklarımızı yüzümüze vurmuyor mu zaten! Bence en güzeli uzaktan sevmek. Platonik olduğunda kendi kurduğunuz dünyanın içinde seversiniz. Duygularınızı özgürce büyütüp, yönlendirirsiniz. İnsanı büyüten bir şey platonik aşk.

Aşk tanımızı merak ettim…

Aşk refleks bence. İstemsiz hareket etmek gibi bir şey. Kontrol dışı… Beyinle vücut koordinasyonunun kaybolması.

Aşıkken ayna karşısında geçirdiğiniz süre ne kadar uzuyor?

Taze aşıkken ayna karşısında çok şarkı söylerim. Galiba mutluluğunu yüzünde görmek istiyor insan. Epey uzun zaman geçiririm yani.

Bir erkekte ilk önce neye bakarsınız?

Zeka gerçekten benim için en önemlisi diyebilirim. Klasik, kaçamak bir cevap olarak görmeyin. Her konuda bütün duygularını doğru cümlelerle ifade edebilen bir erkek, hem kendi hayatı hem de benim hayatım için zaten doğru bir yerde olacak demektir. O nedenle bence zeka her cinsi, yeterince çekici yapabilen bir şey.

Peki erkek olsanız kendinizin en çok neyinden etkilenirdiniz?

Dürüstlüğümden. Bence dürüst olmak, ikili ilişkilerin sağlıklı olması için çok kritik bir özellik.

HATLARIMIN BELLİ OLMAYACAĞI KADAR ZAYIF OLMAYA ÇABALIYORUM

Bir insan her konuda size güvenebilir mi?

Kendimi objektif değerlendirmeyi ne kadar başarabilirim bilmiyorum. Ama karşımdakine onun istediğini değil, gerçek fikrimi ve duygumu yansıtırım. Her konuda açık olmaktan yanayım. Bu eğilimim insanlara güven veriyor olabilir.

Bugün son gününüz olsa nasıl geçirirdiniz 24 saatinizi?

Son günüm olduğunu düşünememek için uyuyarak sanırım. Ölüm beni korkutuyor.

Vücudunuzda en rahatsız olduğunuz yer neresi?

Belirli bir takıntım yok. Genel olarak vücudumun ince olmasına, vücut hatlarımın bile belli olmayacağı kadar zayıf olmaya çabalıyorum.

Bir yetişkin olarak yaptığınız çocuksu şeyler var mı?

Canım çikolata ya da dondurma istediğinde, yemezsem gerçekten ağlayasım geliyor.

Bu gece rüyanızda kimi ya da ne görmek isterdiniz?

Sonbaharda iki yanı sararmış ağaçlarla kaplı bir yolda tek başıma yürümek isterdim. Çok sevdiğim, ara ara gördüğüm mutlu uyanmama sebep olan bir rüya.

Karşınızdakinin yalan söylediğini nasıl anlarsınız?

Genel olarak tutarsız konuşmalardan anlarım. Ama herkesin yalan söylerken başka başka maskeli hareketleri vardır. Tanıdığım insanların yalan söylediğini hemen anlarım.

HAYAL ETMEK VE VAZGEÇMEMEK GERÇEKTEN İŞE YARIYOR

Kendinizle sevgili olur muydunuz?

Bunun cevabı çok zor. Ama elbette evet. Çünkü ben bana davranılmasını istediğim özenle yaklaşıyorum karşımdakine. Dolayısıyla aradığım özellikler bende var.

Hiç terk edildiniz mi?

Evet terk edildim. Ama simdi düşündüğümde yaşadığım şey için kendime kızıyorum. Terk edilene kadar gitmek istediğini nasıl da kendime inkar etmişim diye.

Hayat size bugüne kadar neler öğretti?

Hayal etmenin, vazgeçmemenin, karamsar olmamanın gerçekten işe yaradığını öğrendim. Hayatımın her alanında kendime bunu kanıtlamaktan büyük keyif alıyorum.

Kendinizi acımasızca eleştirseniz ne söylerdiniz?

“Bildiklerin öğreneceklerinin yanında nasıl da az, bir bilsen.”

En son ne zaman ağladınız?

Nazlı olarak bu ara biraz fazla ağladım sanırım. Sinem olarak en son ne zaman ağladım gerçekten hatırlamıyorum çünkü o kadar yoğun çalışıyoruz ki... Setten eve sadece uyumaya gidiyorum. O arada da mümkün olduğunca sakin ve mutlu vakit geçirmeye çalışıyorum.

Tüm arkadaşlarınızın sizinle ilgili ortak bir görüşü var mı?

Arkadaşlarım benimle iletişime geçmek istedikleri her an bana ulaşabilirler. Varlığımı hep hissedebildiklerini söylerler.

TERCİHLERİME SAYGI GÖSTERMEYEN BİRİYLE ASLA OLMAZ

Aşkın dili olsaydı sizin için ne söylerdi?

“Gel” derdi herhalde. Aşk bence beni seviyor. Hahaha!

Nasıl bir erkekle asla olmaz?

Benim tercihlerime, bireysel dünyama saygı göstermeyen biriyle asla olmaz.

“Seni seviyorum” diyen birine verilebilecek en kötü cevap nedir?

“İnanmıyorum.” En acı cevap bu olurdu herhalde.

Türkiye’nin en güzel kadını sizce kim?

Herkes biricik ve tek. Neye göre belirlendiği belli olmayan, sürekli değişen estetik yargılarına göre kimseyi değerlendirmem.

Kendinizi güzel buluyor musunuz?

Kendimi beğeniyorum, memnunum kendimden.

(POSTA - Dilara Doğan)

Kaynak: Editör:
Etiketler: İnsanı, büyüten, bir, şey, platonik, aşk..,
Yorumlar
Haber Yazılımı